Sozcukte Anlam — ALES Konu Anlatımı
ALES Sözel · Anlam Bilgisi · konu anlatımı, formüller ve çözümlü örnekler.
Konu Anlatımı
Sözcükler tek başına bir anlam taşır; ancak asıl anlamlarını cümle içinde kazanırlar. ALES'te bir sözcüğün sözlükteki karşılığından çok, cümleye kattığı anlam önemlidir. Şimdi anlam türlerini sırasıyla inceleyelim.
1. Gerçek (Temel) Anlam
Bir sözcüğün akla gelen ilk, en yaygın ve sözlükteki ana anlamına gerçek (temel) anlam denir. Sözcük söylendiğinde zihnimizde canlanan ilk kavramdır.
- Göz sözcüğünün gerçek anlamı, görme organıdır.
- Soğuk sözcüğünün gerçek anlamı, ısısı düşük olan demektir.
Örnek cümleler: - "Çocuğun gözü ağlamaktan kızarmıştı." (görme organı) - "Dışarıda hava çok soğuktu." (düşük ısı)
2. Yan Anlam
Bir sözcüğün gerçek anlamıyla bağlantısı bulunan, ona benzetme ya da ilgi yoluyla kazandırılan yeni anlamlara yan anlam denir. Yan anlam, temel anlamdan tamamen kopmaz; bir benzerlik ya da ilişki üzerinden türemiştir.
- Göz sözcüğünün yan anlamları: "çekmecenin gözü", "iğnenin gözü", "masanın gözü" (görme organına benzeyen bölmeler).
- Burun sözcüğünün yan anlamı: "geminin burnu", "ayakkabının burnu" (öne çıkıntı yapan kısım).
Örnek cümleler: - "Anahtarı dolabın üst gözüne koydum." (bölme) - "Ayakkabısının burnu çamur içindeydi." (öne çıkıntı yapan uç)
Yan anlam, organ adlarının (göz, baş, ayak, burun, dil, kol vb.) eşyalara aktarılmasıyla sıkça oluşur: dağın eteği, masanın ayağı, şişenin ağzı gibi.
3. Mecaz Anlam
Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak, başka bir kavramı anlatacak biçimde kullanılmasına mecaz anlam denir. Mecazda sözcük, gerçek anlamının dışında bir anlama gelir.
- "Bu çocuk çok tatlı." (sevimli — gerçek anlamı: şeker tadında olan)
- "Patronun bana karşı çok soğuk davrandı." (ilgisiz, sevecen olmayan)
- "Sözleriyle herkesin gönlünü aldı." (kırgınlığı giderdi)
Örnek cümleler: - "Onun keskin bir zekâsı var." (gerçek anlamı bıçak için kullanılır; burada güçlü, etkili anlamında) - "Bu konuda ağzı çok sıkıdır." (sır saklamayı bilir)
Yan anlam ile mecaz anlamın farkı: Yan anlamda gerçek anlamla görsel/biçimsel bir bağ vardır (çekmecenin gözü, gerçek göze benzer). Mecaz anlamda ise bu somut bağ kopmuştur ve genellikle soyut bir anlam doğmuştur (soğuk davranmak).
4. Terim Anlam
Bir bilim, sanat, meslek ya da spor dalına özgü özel kavramları karşılayan sözcüklerin anlamına terim anlam denir. Terimler dar ve kesin bir anlam taşır.
- "Kök, sayının karekökü demektir." (matematik terimi)
- "Müzikte nota seslerin yazıya geçirilmiş hâlidir." (müzik terimi)
- "Şiirde uyak (kafiye), dize sonlarındaki ses benzerliğidir." (edebiyat terimi)
Örnek cümleler: - "Cümlenin öznesini bulmadan yüklemi sorgulayamayız." (dil bilgisi terimi) - "Hakem oyuncuya faul verdi." (spor terimi)
Aynı sözcük hem gerçek hem terim anlam taşıyabilir: "Ağacın kökü" (gerçek) — "Sözcüğün kökü" (dil bilgisi terimi).
5. Somut ve Soyut Anlam
- Somut anlam: Beş duyu organımızdan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, var olan, maddesel kavramları karşılar: taş, su, ışık, koku, ses, masa.
- Soyut anlam: Beş duyuyla algılayamadığımız, ancak akıl ve inançla var olduğunu kabul ettiğimiz kavramları karşılar: sevgi, özlem, korku, akıl, ruh, güzellik.
Örnek cümleler: - "Masanın üstünde bir kitap duruyordu." (somut) - "İnsana en çok sevgi iyi gelir." (soyut)
Soyutlama ve somutlaştırma: Soyut bir sözcük cümlede somut bir anlam kazanabilir ya da tersi olabilir. "Onun bu sözü beni çok üzdü." (soyut: söylenen ifade). "Yola taş döşediler." (somut). Mecaz anlam çoğu zaman somut sözcüklerin soyutlaştırılmasıyla oluşur: "Bu işin temeli sağlam." (temel somuttan soyuta geçmiştir).
6. Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler
Yazılışları farklı olduğu hâlde anlamları aynı ya da çok yakın olan sözcüklere eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler denir. Genellikle biri Türkçe, diğeri yabancı kökenlidir.
- siyah – kara
- beyaz – ak
- misafir – konuk
- ihtiyar – yaşlı
- al – kırmızı
- cevap – yanıt
- hediye – armağan
Dikkat: Eş anlamlı sözcükler her cümlede birbirinin yerine kullanılamaz. "Kara haber" yerine "siyah haber" denmez; "kara talih" yerine "siyah talih" denmez. Mecaz anlamlı kullanımlarda eş anlamlılar birbirinin yerini tutmaz.
7. Zıt (Karşıt) Anlamlı Sözcükler
Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklere zıt (karşıt) anlamlı sözcükler denir.
- iyi – kötü
- uzun – kısa
- gelmek – gitmek
- sevinç – üzüntü
- ileri – geri
Dikkat: Bir sözcüğün olumsuzu, onun zıt anlamlısı değildir. "Gelmek" sözcüğünün zıttı "gitmek"tir; "gelmemek" değildir. Ayrıca her sözcüğün zıt anlamlısı olmayabilir: "kitap", "su", "ağaç" gibi sözcüklerin karşıtı yoktur.
8. Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamları tamamen farklı olan sözcüklere eş sesli (sesteş) sözcükler denir. Aralarında anlam ilişkisi yoktur.
- yüz: rakam (100) / surat / suda yüzmek (fiil)
- kır: kırsal alan / saç rengi / kırmak fiili (kır)
- gül: çiçek / gülmek fiili
- dolu: boş olmayan / yağış türü (dolu yağması)
Örnek cümleler: - "Sınavdan yüz aldı." (rakam) / "Yüzü soğuktan kızarmıştı." (surat) - "Bahçedeki gül açmıştı." (çiçek) / "Şakaya çok güldüler." (gülmek)
Dikkat: İnceltme (düzeltme) işaretiyle yazılan sözcükler sesteş sayılmaz: "kar" (yağış) ile "kâr" (kazanç) sesteş değildir; çünkü okunuşları farklıdır.
9. Çok Anlamlılık
Bir sözcüğün gerçek anlamının yanında zamanla yan ve mecaz anlamlar kazanarak birden çok anlam ifade etmesine çok anlamlılık denir. Türkçede en çok kullanılan temel sözcükler genellikle çok anlamlıdır.
- Düşmek: yere düşmek (gerçek) / fiyatlar düştü (azaldı) / hastalığa düştü / yola düştü / aklına düştü.
- Çıkmak: dışarı çıkmak / yokuş çıkmak / haber çıktı / sınava çıkmak / yangın çıktı.
Çok anlamlılık, sesteşlikten farklıdır. Çok anlamlı sözcüğün anlamları arasında bir ilgi/bağ vardır (hepsi "düşmek" eyleminden türemiştir). Sesteş sözcüklerde ise anlamlar arasında hiçbir bağ yoktur.
10. Sözcükler Arası Anlam İlişkileri
ALES sorularında sözcükler arasındaki şu ilişkiler sıkça sorulur:
- Eş anlamlılık: okul – mektep
- Zıt anlamlılık: açık – kapalı
- Genel-özel (kapsam) ilişkisi: çiçek (genel) – gül (özel); meyve – elma; canlı – hayvan.
- Yakın anlamlılık: dilemek – istemek (tam eş değil, yakın anlam).
- Neden-sonuç ilişkisi: üşümek – hastalanmak.
- Parça-bütün ilişkisi: sayfa – kitap; tekerlek – araba.
11. Deyim ve Atasözlerinde Anlam
- Deyim: En az iki sözcükten oluşan, çoğunlukla mecaz anlam taşıyan, kalıplaşmış söz öbekleridir. Bir durumu çarpıcı biçimde anlatır, öğüt vermez.
- "etekleri zil çalmak" (çok sevinmek)
- "göz yummak" (görmezden gelmek)
- "pabucu dama atılmak" (gözden düşmek)
-
"iki ayağını bir pabuca sokmak" (sıkıştırmak, acele ettirmek)
-
Atasözü: Atalarımızdan kalan, genel bir doğruyu, öğüt veya yaşam deneyimini özlü biçimde anlatan kalıplaşmış sözlerdir. Genellikle öğüt verir veya bir kural koyar.
- "Damlaya damlaya göl olur." (küçük birikimler büyük sonuç doğurur)
- "Sakla samanı, gelir zamanı." (gereksiz görüneni saklamanın bir gün işe yaraması)
- "Ağaç yaşken eğilir." (eğitim küçük yaşta verilmelidir)
Deyim mi atasözü mü? Atasözü genellikle bir cümle biçiminde, kesin bir yargı/öğüt içerir. Deyim ise çoğu zaman bir kavram ya da durumu anlatan söz öbeğidir ve tek başına yargı bildirmez.
12. Sözcüğün Cümledeki Anlamını Bulma
ALES'te en sık sorulan soru tipidir. Bir sözcüğün altı çizilir ve "bu sözcük cümleye hangi anlamı katmıştır?" ya da "aynı anlamda hangi cümlede kullanılmıştır?" diye sorulur. Çözüm için:
- Sözcüğü cümleden ayrı düşünme; cümlenin tamamını oku.
- Sözcüğün gerçek mi, yan mı, mecaz mı kullanıldığına bak.
- Seçeneklerdeki cümlelerde sözcüğün hangi anlamda kullanıldığını tek tek karşılaştır.
- Eş/yakın anlamlı sözcükle değiştirerek anlamın korunup korunmadığını test et.
Önemli Kavramlar ve İpuçları
- Gerçek anlam: İlk akla gelen, sözlükteki ana anlam.
- Yan anlam: Gerçek anlamla biçimsel/görsel bağı olan türemiş anlam.
- Mecaz anlam: Gerçek anlamdan tamamen kopmuş, başka kavramı anlatan anlam.
- Terim anlam: Bilim, sanat, meslek dalına özgü dar ve kesin anlam.
- Somut: Duyularla algılanan; soyut: algılanamayan, zihinsel.
- Eş anlamlı: Yazılışı farklı, anlamı aynı (konuk – misafir).
- Zıt anlamlı: Anlamı karşıt (var – yok). Olumsuzluk eki zıtlık değildir.
- Sesteş: Yazılışı aynı, anlamı bağsız farklı (yüz/yüz).
- Çok anlamlı: Tek sözcüğün ilgili birçok anlamı (göz/göz/göz, hepsi bağlı).
- Genel-özel: Kapsayan ve kapsanan (taşıt – otomobil).
Pratik ipucu: "Bu sözcük gerçek mi mecaz mı?" diye karar verirken sözcüğü sözlük anlamıyla cümleye koy. Anlam mantıklıysa gerçek/yan; saçma geliyorsa mecazdır. "Soğuk insan" → sözlükteki ısı anlamı saçma → mecaz.
Çözümlü Örnekler
Örnek 1: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük mecaz anlamıyla kullanılmıştır? A) Bardaktaki soğuk suyu bir dikişte içti. B) Kışın havalar iyice soğudu. C) Bana karşı çok soğuk davranmasına anlam veremedim. D) Buzdolabı yeterince soğutmuyor. E) Soğuk rüzgâr yüzümüzü kamçılıyordu.
Çözüm: A, B, D ve E seçeneklerinde "soğuk", ısının düşük olması anlamıyla, yani gerçek anlamıyla kullanılmıştır. C seçeneğinde ise "soğuk davranmak", "ilgisiz, sevecen olmayan" anlamına gelir; ısıyla ilgisi yoktur, anlam gerçek anlamdan kopmuştur. Bu, mecaz anlamdır. Doğru cevap: C
Örnek 2: "Göz" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde yan anlamıyla kullanılmıştır? A) Hastanın gözü iltihaplanmıştı. B) Çekmecenin alt gözünde eski mektuplar vardı. C) Onun gözünden hiçbir şey kaçmaz. D) Annesinin gözleri doldu. E) Bütün gece gözüne uyku girmedi.
Çözüm: A, D ve E'de "göz" görme organı anlamıyla (gerçek anlam) kullanılmıştır. C'de "gözünden kaçmamak" deyim/mecaz anlam taşır. B'de ise "çekmecenin gözü", görme organına biçim olarak benzeyen bir bölmeyi anlatır; gerçek anlamla bağı olan bu kullanım yan anlamdır. Doğru cevap: B
Örnek 3: Aşağıdaki sözcük çiftlerinden hangisi eş sesli (sesteş) değildir? A) yüz – yüz B) kır – kır C) gül – gül D) kar – kâr E) dolu – dolu
Çözüm: A, B, C ve E'de sözcükler aynı yazılır, aynı okunur, ancak anlamları bağsız biçimde farklıdır; bunlar sesteştir. D'de ise "kar" (yağış) ile "kâr" (kazanç) düzeltme işareti nedeniyle farklı okunur. Okunuşları aynı olmadığından bunlar sesteş sayılmaz. Doğru cevap: D
Örnek 4: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük terim anlamıyla kullanılmıştır? A) Çocuk, ağacın kökünü merakla inceledi. B) Bu sözcüğün kökü "sev-" fiilidir. C) Sorunun kökünü kazımalıyız. D) Saçının kökü beyazlamış. E) Köyün kökü çok eskilere dayanır.
Çözüm: A ve D'de "kök" gerçek anlamıyla (bitki/saç kökü), C'de "sorunun kökü" mecaz, E'de yine soyut/mecaz anlamda kullanılmıştır. B'de "sözcüğün kökü", dil bilgisine özgü bir kavramı (yapım eki almamış asıl bölüm) karşılar; bu terim anlamdır. Doğru cevap: B
Örnek 5: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük somut anlamlıyken cümlede soyut bir anlam kazanmıştır? A) Yola küçük taşlar dökmüşler. B) Bu işin taşını toprağını biliyorum. C) Taş duvarın önünde oturduk. D) Çocuk eline bir taş aldı. E) Bahçeye dekoratif taşlar koyduk.
Çözüm: A, C, D ve E'de "taş" maddesel, elle tutulan bir nesneyi anlatır; somuttur. B'de "bir işin taşını toprağını bilmek", o işin tüm ayrıntısına, inceliğine hâkim olmak anlamında soyut bir kullanımdır. Somut bir sözcük burada soyutlaşmıştır. Doğru cevap: B
Örnek 6: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim, anlamına uygun kullanılmamıştır? A) Sınavı kazanınca etekleri zil çaldı, sevincinden uçuyordu. B) Hatasını görmezden gelip göz yumdu. C) Çok çalıştığı için iki yakası bir araya geldi, borçtan kurtuldu. D) Her işi son ana bırakıp iki ayağını bir pabuca soktu, kimseyi sıkıştırmadı. E) Başarısızlığı yüzünden pabucu dama atıldı.
Çözüm: "İki ayağını bir pabuca sokmak", "birini sıkıştırmak, acele ettirmek" anlamına gelir. D seçeneğinde deyimden sonra "kimseyi sıkıştırmadı" denmesi, deyimin anlamıyla çelişir. Diğer seçeneklerde deyimler anlamlarına uygun kullanılmıştır. Doğru cevap: D
Örnek 7: "Düşmek" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde "azalmak" anlamında kullanılmıştır? A) Çocuk merdivenden düştü. B) Bu yıl döviz kurları biraz düştü. C) Yorgunluktan yatağa düştü. D) Yolda cüzdanım düşmüş. E) Adı kötüye düştü.
Çözüm: A ve D'de "düşmek" yer çekimiyle aşağı inme, yani gerçek anlamıyla kullanılmıştır. C'de "yatağa düşmek" (hastalanmak/çok yorulmak), E'de "adı düşmek" (itibarını yitirmek) mecaz anlamdır. B'de "kurların düşmesi", değerin/sayının azalması anlamındadır. Doğru cevap: B
Örnek 8: Aşağıdaki sözcük çiftlerinden hangisinde genel-özel (kapsam) ilişkisi vardır? A) sıcak – soğuk B) konuk – misafir C) çiçek – menekşe D) gelmek – gitmek E) açık – kapalı
Çözüm: A, D ve E'de sözcükler zıt anlamlıdır. B'de sözcükler eş anlamlıdır. C'de ise "çiçek" genel bir kavram, "menekşe" ise onun kapsadığı özel bir türdür. Menekşe bir çiçektir; bu nedenle aralarında genel-özel (kapsam) ilişkisi vardır. Doğru cevap: C
Örnek 9: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler eş anlamlı değildir? A) Bu konuğu / misafiri çok sevdim. B) Siyah / kara bir elbise giymişti. C) Sana güzel bir hediye / armağan aldım. D) Kara haber tez duyulur; siyah haber tez duyulur. E) Cevabı / yanıtı çok netti.
Çözüm: A, B, C ve E'de sözcükler birbirinin yerine kullanılabilir; eş anlamlıdır. D'de ise "kara haber" kalıplaşmış, mecaz bir kullanımdır; "siyah haber" denmez. Mecaz/kalıplaşmış kullanımlarda eş anlamlılar birbirinin yerini tutmaz. Bu nedenle bu cümlede eş anlamlılık işlemez. Doğru cevap: D
Bu konuyu çöz: alıştırmaları interaktif olarak çöz, cevap anahtarıyla karşılaştır.
Alıştırmaları Çöz →