Sozcuk Turleri — ALES Konu Anlatımı
ALES Sözel · Dil Bilgisi · konu anlatımı, formüller ve çözümlü örnekler.
Konu Anlatımı
1. İsim (Ad) ve Çeşitleri
Varlıkları, kavramları, duyguları, durumları karşılayan sözcüklere isim (ad) denir. İsimler çeşitli ölçütlere göre sınıflandırılır.
a) Varlıklara verilişine göre: - Özel isim: Tek bir varlığı karşılar, büyük harfle başlar. (Ahmet, Türkiye, İstanbul, Kızılırmak, ALES) - Cins (tür) isim: Aynı türden bütün varlıkları karşılar. (kitap, öğrenci, ağaç, sevgi, şehir)
b) Varlıkların oluşuna göre: - Somut isim: Beş duyudan biriyle algılanabilen varlıkları karşılar. (masa, su, koku, ses, taş) - Soyut isim: Duyularla algılanamayan, akılla kavranan kavramları karşılar. (akıl, mutluluk, korku, özgürlük, düş)
c) Varlıkların sayısına göre: - Tekil isim: Tek varlığı karşılar. (çocuk, ev) - Çoğul isim: Birden çok varlığı karşılar, genellikle "-ler/-lar" eki alır. (çocuklar, evler) - Topluluk ismi: Çoğul eki almadığı hâlde birden çok varlığı karşılar. (ordu, sürü, sınıf, halk, orman)
Not: Topluluk isimleri de çoğul eki alabilir: ordular, sürüler. Bu durumda "birden çok topluluk" anlatılır.
İsimler cümlede özne, nesne, dolaylı tümleç gibi birçok görevi üstlenir: - Öğrenci sınava çalıştı. (özne) - Annem yemeği pişirdi. (nesne)
2. Sıfat (Ön Ad) ve Çeşitleri
İsimleri niteleyen ya da belirten, yani onları çeşitli yönlerden tamamlayan sözcüklere sıfat (ön ad) denir. Sıfat her zaman bir ismin önünde bulunur ve o isme bağlıdır.
a) Niteleme sıfatları: İsmin nasıl olduğunu, niteliğini bildirir. İsme "nasıl?" sorusunu sorarak bulunur. - güzel manzara, uzun yol, çalışkan öğrenci, kırmızı elma
b) Belirtme sıfatları: İsmi niteliğiyle değil, sayı, yer, soru veya işaret yönünden belirtir. Dörde ayrılır:
- İşaret sıfatı: İsmi yer/işaret yönünden belirtir. (bu kalem, şu ev, o adam, öteki yol)
- Sayı sıfatı: İsmi sayı yönünden belirtir.
- Asıl sayı sıfatı: beş kitap, üç gün
- Sıra sayı sıfatı: birinci sıra, üçüncü kat
- Üleştirme sayı sıfatı: ikişer elma, beşer kişi
- Kesir sayı sıfatı: yarım ekmek, çeyrek saat
- Belgisiz sıfat: İsmi belirsiz bir biçimde, kesin olmayan miktarda belirtir. (bazı insanlar, birkaç soru, hiçbir öğrenci, bütün gün, her sabah)
- Soru sıfatı: İsmi soru yoluyla belirtir. (kaç kitap? nasıl bir ev? hangi yol? ne iş?)
Önemli: Bir sözcüğün sıfat olabilmesi için mutlaka bir ismi nitelemesi/belirtmesi gerekir. İsim olmadan sıfat olmaz.
3. Zamir (Adıl)
İsmin yerini tutan sözcüklere ya da eklere zamir (adıl) denir. Zamirler, bir ismin yerini geçici olarak tutar.
a) Şahıs (kişi) zamirleri: ben, sen, o, biz, siz, onlar - Ben bu soruyu çözdüm.
b) İşaret zamirleri: Bir varlığın yerini işaret yoluyla tutar. (bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, öteki, beriki) - Bunu sana getirdim. (bu + nesnenin yerine)
c) Belgisiz zamirler: Yerini tuttuğu ismi belirsiz biçimde anlatır. (kimi, bazısı, birçoğu, hepsi, herkes, kimse, biri, başkası) - Hepsi sınava girdi.
d) Soru zamirleri: İsmin yerini soru yoluyla tutar. (kim, ne, nere, hangisi, kaçı) - Kim geldi? Çantayı kime verdin?
e) Dönüşlülük zamiri: "kendi" sözcüğüdür, kişiyi pekiştirir veya işin yapanı belirtir. (kendim, kendin, kendisi) - Bu işi kendim yaptım.
f) Ek hâlindeki zamirler: - İyelik (aitlik) zamiri: İsme gelerek o ismin kime ait olduğunu bildirir. (kalem-im, ev-in, defter-i) - İlgi zamiri "-ki": Bir ismin yerini tutar. (Senin kalemin değil, benim-ki güzel.)
4. Zarf (Belirteç) ve Çeşitleri
Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ya da başka bir zarfı; zaman, durum, yer-yön, miktar, soru bakımından etkileyen sözcüklere zarf (belirteç) denir. Zarf, ismi etkilemez; bu yönüyle sıfattan ayrılır.
a) Durum (hâl) zarfı: Fiilin nasıl yapıldığını bildirir. Fiile "nasıl?" diye sorulur. - Soruları dikkatlice çözdü. / Hızlı koştu.
b) Zaman zarfı: Fiilin ne zaman yapıldığını bildirir. "ne zaman?" sorusu sorulur. - Yarın sınava gireceğim. / Akşam geldi.
c) Yer-yön zarfı: Fiilin yöneldiği yönü bildirir. "nereye?" sorusuna yanıt verir ve ek almaz. (içeri, dışarı, ileri, geri, aşağı, yukarı) - İçeri girdi. (Karşılaştır: İçeriye girdi → ek aldığı için artık zarf değil, dolaylı tümleç/isimdir.)
d) Miktar (azlık-çokluk) zarfı: Fiilin, sıfatın ya da başka zarfın ölçüsünü, derecesini bildirir. "ne kadar?" sorusu sorulur. - Çok çalıştı. / En güzel resim. / Daha hızlı koştu. / Biraz yorgunum.
e) Soru zarfı: Fiili soru yoluyla etkiler. (nasıl? ne zaman? niçin? neden? ne kadar?) - Buraya nasıl geldin?
5. Edat (İlgeç), Bağlaç, Ünlem
Bu üç tür görevli (yardımcı) sözcükler olarak da bilinir; tek başlarına anlamları zayıftır, cümleye anlam ya da bağ katarlar.
a) Edat (İlgeç): Tek başına anlamı olmayan, ancak başka sözcüklerle birlikte kullanıldığında anlam kazanan, sözcükler arasında çeşitli anlam ilgileri kuran sözcüklerdir. (gibi, için, ile, kadar, göre, dolayı, doğru, karşı, üzere, beri, rağmen) - Aslan gibi güçlü. (benzetme) - Seninle konuşmak için geldim. (amaç) - Sınava kadar çalışacağım. (sınırlama)
b) Bağlaç: Eş görevli sözcükleri, söz öbeklerini ya da cümleleri birbirine bağlayan sözcüklerdir. (ve, ama, fakat, ancak, çünkü, ya da, veya, hem...hem, ne...ne, oysa, ki, de/da, ise, yalnız) - Ali ve Veli geldi. (sözcükleri bağlar) - Çalıştım ama başaramadım. (cümleleri bağlar)
c) Ünlem: Sevinç, korku, şaşkınlık, heyecan gibi ani duyguları ya da seslenmeleri anlatan sözcüklerdir. (Ah!, Eyvah!, Of!, Hey!, Aman!, Yazık!, Bravo!) - Eyvah! Otobüsü kaçırdım. - Hey! Buraya gel.
6. Fiil (Eylem) ve Fiilimsi (Eylemsi) Kavramına Giriş
a) Fiil (Eylem): İş, oluş, hareket, durum bildiren; kip ve kişi ekleri alabilen sözcüklerdir. Bir sözcüğün fiil olup olmadığını anlamak için ona olumsuzluk eki "-ma/-me" getirilebilir. - gel- → gelmedi, gel-i-yor-um - oku- → okumadı, oku-du-k
Fiiller, çekimlenerek (kip + kişi) yüklem oluşturur: - Öğrenci sınavı kazandı. (yüklem)
b) Fiilimsi (Eylemsi): Fiil kök/gövdesinden türeyen ama yüklem olamayan, cümlede isim, sıfat ya da zarf gibi görev yapan sözcüklerdir. Üç çeşittir:
- İsim-fiil (mastar): "-mak/-mek, -ma/-me, -ış/-iş" ekleriyle kurulur, ismin yerini tutar.
- Yüzmek sağlıklıdır. / Gülüşü hâlâ aklımda.
- Sıfat-fiil (ortaç): "-an/-en, -ası/-esi, -mez, -ar, -dik, -ecek, -miş" ekleriyle kurulur, isimleri niteler (sıfat görevi).
- Çalışan öğrenci başardı. / Okunacak kitaplar.
- Zarf-fiil (bağ-fiil/ulaç): "-ip, -arak/-erek, -ınca, -ken, -dıkça, -madan, -alı, -e...-e" ekleriyle kurulur, fiili zarf gibi etkiler.
- Koşarak geldi. / Eve gelince aradı.
Fiilimsiler yan cümle (yancümlecik) kurar ve bu yüzden cümlenin yapısını belirlemede çok önemlidir. Ayrıntıları "Fiiller ve Fiilimsiler" konusunda işlenecektir; burada amaç türü tanımaktır.
Önemli Kurallar ve Ayırt Etme İpuçları
1) Sıfat mı, Zamir mi? - İşaret/belgisiz/sayı sözcükleri bir ismin önündeyse sıfat, ismin yerini tutuyorsa zamirdir. - Bu kitabı aldım. → "bu", "kitap"ı belirtiyor → sıfat - Bunu aldım. → "bu", ismin yerini tutuyor → zamir - Pratik yol: Sözcükten sonra bir isim varsa ve onu belirtiyorsa sıfattır; isim yoksa ve ek alıyorsa zamirdir.
2) Sıfat mı, Zarf mı? - İsmi etkiliyorsa sıfat, fiili/sıfatı/zarfı etkiliyorsa zarftır. - Hızlı tren. → "tren" (isim) → sıfat - Hızlı koştu. → "koştu" (fiil) → zarf
3) Edat mı, Bağlaç mı? (En çok sorulan ayrım) - Edat cümleden çıkarılırsa anlam bozulur ya da büyük ölçüde değişir; çoğu zaman bir öbek kurar (edat öbeği). - Bağlaç cümleden çıkarılsa da cümle anlamlı kalır; bağlaç sadece bağ kurar, çıkarılınca yalnızca "bağ" işlevi kaybolur. - "Senin gibi çalışkan yok." → "gibi" çıkarsa anlam bozulur → edat - "Geldim ve oturdum." → "ve" çıksa da "Geldim, oturdum." anlamlı → bağlaç - "ile" özel durumu: "ile" hem edat hem bağlaç olabilir. "ve" anlamı veriyorsa bağlaç, "araç/birliktelik" anlamı veriyorsa edat. - "Ali ile Veli geldi." → "ve" yerine geçer → bağlaç - "Kalem ile yazdı." → araç bildirir → edat
4) "de/da" Bağlaç mı, Hâl Eki mi? - Bağlaç olan "de/da" ayrı yazılır, "dahi/bile" anlamı katar, cümleden çıkarılabilir. (Ben de geldim.) - Bulunma hâl eki "-de/-da" bitişik yazılır, çıkarılamaz. (Evde kaldım.)
5) "ki" Bağlaç mı, Ek mi? - Bağlaç "ki" ayrı yazılır (Duydum ki gelmişsin.) - İlgi zamiri "-ki" ve aitlik eki "-ki" bitişik yazılır (benimki, akşamki, yarınki)
6) Niteleme sıfatı mı, durum zarfı mı? - Aynı sözcük (örneğin "güzel", "iyi") isimden önceyse sıfat, fiilden önceyse zarftır. Cümledeki komşusuna bakın.
Çözümlü Örnekler
Örnek 1: "Bahçedeki bu eski evi geçen yıl satmışlar." cümlesinde "bu" sözcüğünün türü nedir?
A) Zamir B) Sıfat C) Zarf D) Edat E) Bağlaç
Çözüm: "Bu" sözcüğü "ev" isminin önünde gelmiş ve onu işaret yönünden belirtmiştir ("bu ev"). İsmin yerini tutmadığı, ismi belirttiği için işaret sıfatıdır. Doğru cevap: B
Örnek 2: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ile" sözcüğü bağlaç olarak kullanılmıştır?
A) Defteri kalem ile çizdi. B) Annem ile babam tatile gitti. C) Otobüs ile gidelim. D) Seninle konuşmak istiyorum. E) Bu işi sabır ile çözdü.
Çözüm: "ile" sözcüğü "ve" anlamı veriyorsa bağlaç, araç/birliktelik bildiriyorsa edattır. B'de "Annem ve babam" denebilir; iki özneyi bağlamıştır → bağlaç. Diğerlerinde araç/yol bildirir → edat. Doğru cevap: B
Örnek 3: "Sınavı kazanmak için çok çalıştı; çok soru çözdü." cümlesinde altı çizili iki "çok" sözcüğünün türü sırasıyla nedir?
A) Sıfat - Sıfat B) Zarf - Zarf C) Zarf - Sıfat D) Sıfat - Zarf E) Zamir - Sıfat
Çözüm: Birinci "çok", "çalıştı" fiilini "ne kadar?" yönünden etkiliyor → miktar zarfı. İkinci "çok", "soru" isminin önünde, onu belirtiyor → belgisiz sıfat. Sırasıyla zarf - sıfat. Doğru cevap: C
Örnek 4: "Ben de seninle gelmek isterdim ama vaktim yok." cümlesindeki "de" ve "ama" sözcüklerinin türü nedir?
A) İkisi de edat B) İkisi de bağlaç C) de: hâl eki, ama: bağlaç D) de: bağlaç, ama: edat E) de: edat, ama: bağlaç
Çözüm: "de" ayrı yazılmış, "dahi" anlamı katıyor, cümleden çıkarılabiliyor → bağlaç. "ama" iki cümleyi karşıtlık ilgisiyle bağlıyor → bağlaç. İkisi de bağlaçtır. Doğru cevap: B
Örnek 5: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi (eylemsi) yoktur?
A) Gülerek içeri girdi. B) Çalışan kazanır. C) Yüzmeyi çok severim. D) Öğretmen dersi anlattı. E) Eve gelince beni ara.
Çözüm: A'da "gülerek" (zarf-fiil), B'de "çalışan" (sıfat-fiil), C'de "yüzmeyi" (isim-fiil), E'de "gelince" (zarf-fiil) bulunur. D'de "anlattı" bir fiildir (yüklem), fiilimsi değildir; cümlede fiilimsi yoktur. Doğru cevap: D
Örnek 6: "İçeri girip oturdu." ve "İçeriye girip oturdu." cümlelerinde "içeri / içeriye" sözcüklerinin türü sırasıyla nedir?
A) Zarf - Zarf B) İsim - İsim C) Zarf - İsim (dolaylı tümleç) D) Sıfat - Zarf E) Zamir - İsim
Çözüm: "İçeri" ek almadan kullanıldığında yer-yön zarfıdır. "-e" hâl ekini alınca ("içeriye") artık zarf olmaktan çıkar, isim olarak dolaylı tümleç görevi üstlenir. Yer-yön zarfları ek almaz. Doğru cevap: C
Örnek 7: "Senin kalemin değil, benimki masada kaldı." cümlesinde altı çizili sözcüklerin türü sırasıyla nedir?
A) Sıfat - Zamir B) Zamir - Zamir C) Sıfat - Sıfat D) Zamir - Sıfat E) Edat - Zamir
Çözüm: "Senin" burada "kalem" ismine ait olma anlamı katan bir tamlayandır; kişi zamiri "sen"in iyelik biçimidir → zamir. "benimki" sözcüğündeki "-ki" ilgi zamiridir ve "benim kalemim" ifadesinin yerini tutar → zamir. İkisi de zamirdir. Doğru cevap: B
Örnek 8: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde niteleme sıfatı kullanılmıştır?
A) Bu soruyu çözemedim. B) Birkaç gün izin aldım. C) Çalışkan öğrenciler ödüllendirildi. D) Üçüncü katta oturuyoruz. E) Hangi otobüse bineceğiz?
Çözüm: A: işaret sıfatı, B: belgisiz sıfat, D: sıra sayı sıfatı, E: soru sıfatı — bunların hepsi belirtme sıfatıdır. C'deki "çalışkan", "öğrenci" isminin niteliğini ("nasıl öğrenci?") bildirdiği için niteleme sıfatıdır. Doğru cevap: C
Örnek 9: "Aslanlar gibi cesur bir delikanlıydı." cümlesindeki "gibi" sözcüğünün türü ve işlevi nedir?
A) Bağlaç - bağlama B) Edat - benzetme C) Zarf - durum D) Zamir - işaret E) Ünlem - seslenme
Çözüm: "gibi" tek başına anlamı olmayan, "aslanlar" sözcüğüyle birlikte benzetme ilgisi kuran bir sözcüktür. Cümleden çıkarılırsa anlam bozulur. Bu yüzden edattır ve benzetme anlamı katar. Doğru cevap: B
Bu konuyu çöz: alıştırmaları interaktif olarak çöz, cevap anahtarıyla karşılaştır.
Alıştırmaları Çöz →